TATMİN

Herkes ünlü olmak istiyor. İnsanlar için tanınmak neden bu kadar önemli? Hayatın amacı bu mu? Tanınıp ünlü olunca her şey daha mı güzel oluyor? Daha mı kolay hayat?

Birileri tarafından takdir edilmek, onaylanmak, beğenilmek kendimizi önemli hissetmemize yol açıyor, kendimizi önemli hissetmek de bizi mutlu kılıyor. Birilerinin bizi tanıması, hayran olması ya da bize ihtiyaç duyması bir nevi tatmin duygusu yaşatıyor. Ünlü isen tanıyanın da hayran olanın da arayıp sorup senden bir şey isteyenin de senin için çevrende pervane olanın da çok oluyor doğal olarak. Bu da hayattaki tatmin duygusunu sonuna kadar yaşamana yol açıyor (en azından bir süreliğine).

Herkes ünlü olamıyor ama herkesin tatmin olmaya ihtiyacı var. Herkes kendine hayatta bir yol çizmeye çalışıyor bu tatmini ararken. Kimi dine yöneliyor, inançları doğrultusunda bir insan olmaya çalışarak bu tatmini arıyor, kimi parasıyla huzuru bulmaya çalışıyor, kimi ilkeleriyle yaşayarak kendini var ediyor, kimi çocuklarında bu tatmini yaşıyor. Herkes kendini var edebildiği, adayabildiği yol, tatmini yaşamayı da aradığı yol oluyor. Bulabilirse ne ala, ama işte toplumun yaraları, sorunları bu yolu bulamayanlardan çıkıyor. Bu tatmini yaşayamayanlar ya da sağlıklı bir yoldan yaşayamayanlar toplum için tehlike arzetmeye başlıyor. Kadın, çocuk cinayetleri, her türlü canlıya eziyet, işkence, hırsızlık, politik ihtiras, para arzusuyla gelen, hak yeme, adam harcama, trafik magandalığı, şehir eşkıyalığı, her türlü sapkınlıklar(yanlış anlaşılmasın cinsel kimliklerden bahsetmiyorum) insanoğlunun bu dünyadaki tatmin ve takdir arayışının bir sonucu. İçindeki bir yerlerde doyuramadığı bu güdü için insanoğlu, genel düzgün davranış ilkelerinden saparak güçlü olduğu bir yer arıyor, bu gücü hem kendisine hem de başkalarına göstermek istiyor. Bazen de tam bu tatmini yaşayacakken kaybedince, hele bu durumu birden fazla yaşamışsa dengesini kaybediveriyor.

Güç bu konudaki en kilit kavram. Yaşayan herkes bir alanda, bir konuda ya da bir toplulukta hiç olmazsa çevresindeki bir kişiye karşı güçlü olmak, otorite, iktidar olmak istiyor. Kendi varlığını bu şekilde ortaya koymak istiyor, başta kendine özellikle. Böylece ruhunu tatmin etmiş oluyor. Önemli olduğunu kendi kendine ispatlamaya çalışıyor. Bu tatmin yaşanmadıkça, ya da tehdit edildiğinde insanlar zamanla saldırganlaşmaya, çevresine zarar vermeye başlıyorlar. Bu zarar sadece fiziksel şiddet zararı olarak düşünmeyelim. Politik hırsla, yönetici mobbingi, para hırsıyla insanları dolandırmalar da bu zararın içinde. Ruhunu tatmin edemeyen insan, başka ruhlara tecavüz etmeye başlıyor.

Bir de bunun fiziksel tatmin kısmı var ki o ayrı bir yazı konusu…

Yorum bırakın